Deli Hösün 4 “Akil oturmacımın kalana bre? Bir kaneviz leççeri behtil ettin!”

Bir garip Antekeli Deli Hösün Akil oturmacımın kalana bre? Bir kaneviz leççeri behtil ettin!Şele bakom eve, herşi hıldırhış oluk. Sandelye desen telleri sallano. Matbahın hanifiyesi kırılık. Mahmelde döşşeklerin mitilleri çıkık. Havuş desen heyvanat bakçasına dönük. Kurma ağacında her bir kertüş gezo; nah bunca. Ortalık karahaççe, karınça, ankebüt kaynıyo; elaçlamak lüzum. Ayneli dolabın da dili pozuluk. Şindi hiç oğraşamacım kennen. Kim sökücü de ta’mir edici keni? Alırım Çivici Rıza’dan iki tene halaka, bir tene de daşşak kilidi, dakarım kene olur gider, yalla!.. Zatan hal gece gözüme yuku girmeyik sıcaktan; sebbehi zor ediğim. Dinime, hıpırhış gibiyim. Çarşıya gidim gelim de iki habbe yatım diğnenim.

Ben bene bunları düşünom, baktım birisi kapının tokmağını vuro. Vurduğu yetmiyo bir de depikliyo. Şindi kapının mıhları yerinden çıkıcı.

- Kele Mennüş! Kele baksenen kapıya. Biri kapıyı kırıcı ellağlem!
Avrat ta çamaşır yakeci diye lakinleri çıkaro mardivenin altından. Duymuyo herhal; tıkı oluk böğün.

- Kele kapıya bak diyom, duymuyomun?
- Duyom, duyom. Şahapgil gelicilerdi. Geldiler zahır.

Neeyyy?. Şahapçık mı gelicimiş? Şahap ozbantası benim avradın kardaşı olur. Hayın oğlu hayından ele bir kıcık kaparım ki… Gettiği her yere oğursuzluğunu barabar götürür. Bezzakka yalıya çehresini bes. Bahteklik kende. Muzurluk kende. Hiç hödüt bilmez. Sene her bir şakke yapar; eşşek şakkesi. Taşkalacının teki. Bir de kütürme yir ki, ya hafiz; bir mağde var kende, ne bulursa atar. Bir sirece marul yiyikti bir keresinde. Eskiden zaif, hıranın biridi. Şindi bir küllüğü oluk, ölbe kimi. İş güc sahebi de değil. Nere getse, oralığa yıkılır arsız. Sakkız kimi yapışır sümdük. Halbise, vahtında kene çırçır prese fovlukasında iş buluktum. Yok efendim, kendi ticaratnan oğraşıcımış. Sankı elinde resmal var. Sırf kıcık vermek için bene “Hösün enişte” der. Bellersin keni elli tene eniştesi var. Avradı da matter, mehmeletin biri. Birşi sölersin kene, sene per per bakar.

Bir de kırti var, zambır arısı kimi. Aha bak! Daha içeri girer girmez başladı fer’ünlüğe. Elindeki fırfırı fırcıttığı kimi masanın üstündeki leççer kanevizini kül ufak etti. Havuşun ortasında fırfır çeviricimiş fer’ünün dölü fer’ün. Bir kımıcık döle kalık fırfır çevirmek. Halbise ben çocukken neğader eyyi fırfır oynardım. Çıkrıkçıya çektirirdim keni şimşir odunundan. Kaytanın ucunu da şele bir tükrükle ısladıp dolardım fırfıra. Bir vururdum keni yere! Ne de gözel oğunurdu fırfır… Kaç kişinin fırfırını kırığım bele.

- Akil oturmacımın kalana bre? Göromun yidiğin na’neyi? Bir kaneviz leççeri behtil ettin! Allahın söbe kellesi.

Kime sölüyon ki? Bak şindi de kurusun diye güneşe serdiğim fıstıkıl abitlerin üstünde gezo. Dinime Allah yaradık demecin, endiricin boynunun kütüğüne şaplağı. Aha bak, şindi de kernepten top oynuyo!

Allahtan fazla oturmadılar, kallağlenip gettiler. Bazara gidip döle pöskület alıcılarmış. Haaaah! Şindi oldu. Kemenne cehiz, bak’a şam’adan! Herşiniz tamam, bir pöskületiniz eksik kalıktı. Dağ mahallesinde nerde binicise pöskülete.

Çarşıya enicidim beni avvıklediler. Avradın çamaşırı da kaldı. Koştura koştura gettim çarşıya. Attar Hakkı efendiye vardım. Viliy! Düğenin önü ana baba günü kimi. Bre noluk gine? Hacci’nin sesi gelo , bağrış çağrış. Hacci tam Çarşı Karakolu’nun altında, Hakkı Kumru’nun attar düğeninin karşısındaki asma ağacı haymesinin körgesinde oyuncak, don lestiği, muşanba çocuk donu, çamaşır tokası kimin tevir tevir alatlar satar. Gine birisi huylandırık keni zahır. Bu Hacci de filim adam ha. Gençliğinde abisi kene mektup verirmiş postahanaya getsin yatırsın diye. Bu da mektubu Ası’ya atarmış, parayı da cebine endirirmiş. Ne bilim, ele duyuğum. Mabalı ağnadanların boynuna.

Neyse, ortalık bir parça sulh oldu. Hakkı efendiden çamaşır üçün 200 ğıram kasar, 100 ğram da çivit aldım. Bu sıcakta çamaşırlar da sapsarı olo. Şele keni bir kasara yatırdımın bem biyaz ololar. Böyyük kolaylık avratlara… Hakket bre, avrat bişi daha isteyikti amma neydi unuttum eyyi mi? Şindi eve get geri gel bu sıcakta. Şele postahanadakı telefonların küççüğü kimi bir alat olsa panturunun cebine sığacak ğader, avrada telefon etsem hiç yorulmazdım halbise… Belkit 40-50 sene soğna icadederler keni amma biz görürmüyük acep?

Heydi doeler, kendinize mıkayet olun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Boşluğu Rakamla Doldurunuz *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>