Bir garip Antekeli Deli Hösün 12 “Haha-kiki, eylence dedimin, iki ayak da öndüç alır bu avrat kısmisi”

Bir garip Antekeli Deli Hösün  “Haha-kiki, eylence dedimin, iki ayak da öndüç alır bu avrat kısmisi”Yarın ölen çağı alkardaşlardan barabar hörfeneli sahraya gidicik. Yaz geldi sayılır kalan buralıklara yavaş yavaş. Ne vahıttır seyran yapamıyoduk. Sebbeh erken kağıp biber döğmesi hazırlacım deyin, ilk akşamdan vurum kaffayı yatım dedim. Amma gel uyu uyuyabilirsen? Yan konşu Yarımbabıçgillerden Durdunaz kadın kızını evero. Avrat gecesi varmış. Hatte benim eksik te akşam yimeğini çalınık kimi yiyip, siğirde siğirde kenlere getti. Halbise semeri devirik, akşamacan yatodu hastayım, halım yok deyin. Haha-kiki, eylence dedimin, iki ayak da öndüç alır bu avrat kısmisi; hastalık mastalık kalmaz kenlerde.

Durdunaz kadınların havuşları bizim havuşa bitişik. Bes bir tuvar ayıro havuşları. Bir velvele başladı ki; dümbekler çalıno, kaşşıklar şişelere vurulo, zılğitler çekilo… Kıyamat kopo. Bre amman dedim; böğece sebbehe ğader yuku yok beğe ellağlem. Minafıklar ele bir çipiği basolar, ele bir depinolar ki, tuvar havuşa kepici belliyom. İçim geço; tam gözüm kapanıcı kimi olo bir lülülüş çekolar, gözüm malhefe kimi açılo:
- Peygamberin gül cemalına… Lülülülülüüşşş…

Birisi güm güm kapıya vuro. Kağdım baktım. Ayyüş kadının sesine benzedom keni. Bir yandan dahneğinden kapıyı döyo, bir yandan “Bre Hösüüüün” diye çığıro. Ayyüş kadın bizim zokmakta tek göz evde, berdüş kardaşından barabar oturo. Bunlar vahtileyin çok zenginlerdi. Babaları öldüğü bille kenlere bir sürü meres bıraktı. İki senede heppisinin elhemini okudular. Hazıra Hasan Dağı dayanmaz. Bir elinde dahneği, bir elinde de fanis, hulktan gelik kapıya dayanık.

- Ne, Ayyüş kadın noldu seğe? İki habbe yavaş vur kapıyı mı yıkıcın üstüme? Ney bu elindeki fanis? Seferbirlik zamanı mı belliyon ortalığı? Zokmağın lombaları yano görmüyomun?
- Bre Hösün, senden mi gelo bu gümbürtü? Ev başıma kepici billahi.
- Hee benden gelo, havuşta şeytanlardan barabar takittirbi oynuyom.
Töbe töbe. Akli de gidik kalan. Eyyice hışhışlayık. Gençliğinde de bele kaffadan sakattı bir habbe. Bes bir konşusu bir parça velvele yapsın, hemmen gider çıkışırdı kenlere. Bir keresinde Heddüç kadından bacısı bir oluk hompalayıklardı keni.

Savdım deliyi, geçtim geri döşşeğe. “Bre ne vahıt hösücü bu soykalar?” diye düşünom. Anteke yıkılsa umurları değil ha! Kağıp tuvardan aşşağı bir satıl su dökücüm üslerine ellağlem kalan. Allah şele, beş barmak bir yağmır vere de, heppiniz kaçacak delik arıyasınız bes diye doe edom ben bene.

Daha bele dememden, gür ettiri gök gürledi. Takanın camları zangır zangır titrediği bille dümbeklerin sesi kesildi. Ardından bir yağmır endi. Alatirikler getti. Ortalık bir anda attim kimi oldu. Har-gür sandelye sesinden başka ses duyulmuyo. Sa’et nanca oluk bilmiyom. Ölyom yukusuzluktan. Yağmırın şakırtısına uyuyuk kalığım.

Sebbeh ezen Allahu ekber dedi; yekindim. Anca yerişdiririm bir sehen biber döğmesini. Banaduralı biber döğmesini severim amma şindi banadurayı nerde bulucun? Rahmatlık anam da keni banadura yerine eşki almadan yapardı. O da nanca gözel olurdu?

Uzun Çarşı’nın başında Şenköşe datlıcısının önünde buluştuk alkardaşlardan. Herkiş birşi hazırlayık getirik. Ehsancık gine ağır tüccar. Herkişden soğna geldi. Hasancık taksisinden götürücü bizi. 58 model bir şevrolisi var. Kilis önüne gidicik seyran yapmıya. Ben diyodum Uyuz Pinerine gidek, kendi yok diyo Kilis önü daha yakın. Mıhrisliğinden ölücü bre. Hatte az banzin yaksın. Kene kalsa bizi çay kinarına götürücü. Avratlar çayının kinarı neyimize yetmiyomuş?

Doldurduk arabanın bağajına navaleleri. Ezzetçik hemmen kalli kimi kuruldu şöför mahalline. Allahın bahteği. Öne oturunca nolucusa. Şikarbazar. Biz de Ehsancıktan barabar oturduk arkaya. Yayla kimi araba.Yaylana yaylana gidok.

Daha Dördayağı geçtik, Ezzetçik başladı ökküz kimi gengirmeye. Ortalığı bir samırsak kokusu sardı.

- Enme ene ciyerine Allah! Ney bre bu koku? Sebbehten ne yiyiksin bele?

Herifin mağdesi mağde değil ki! Sankilem zibillik. Ne bulursa atar kene.

Bir parça daha gettik. Ezzetçik karnını tutup başladı oturduğu yerde şebek kimi hoplamaya. Hopladıkça bırakyo bir osuruk; arabanın içi üleş koko. Mağdem ağzıma geldi. Arsız, sebbehten gidik kassap Memed’de kağırt kebabı yiyik. Bir yandan tiken batık kimi hopluyo, bir yandan da “gavvat bene kancık eti yidirdi” diye bırbırlano. Bizim seyran aradan sellere getti.

Mağdenize mıkiyet olun. Heydi doeler.

HATAY KÜLTÜR VE KEŞİF DERGİSİ, MAYIS 2014

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Boşluğu Rakamla Doldurunuz *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>