Bir garip Antekeli Deli Hösün 11 “Tarıktan karşıya hoplarkan ayağım bir zıyptı, şarp ettiri suya bastım.”

Bir garip Antekeli Deli Hösün  “Tarıktan karşıya hoplarkan ayağım bir zıyptı, şarp ettiri suya bastım.”Böğün ev mısafır kaynıyo. Avradın Kırhan’dan diyezesi gelik. Gelişken de sülalasını deşirmeyi ehmal etmeyik. Kızı, gelini, dölleri döşleri… Herifleri de akşam çağı geliciler. Nö’met diyeze ehl-i kef. Kahve bişirdim kennere. “Kahve bele tütün, cahş bele kürtün” deyip yaktı cığarasını. Gelincik cığarası zatan elinden hiç eksik olmaz. Nehas, böğün honket partilerinden fırsat buluk Anteke’ye gelik? Çentesinden çıkarıp bir avıç mülebbes verdi bene.

- Bre diyeze, allahıma Zati Sungur kimisin ha! Nerden çıkardın bunu?
- Bre yi işte, bahşış atın dişine bakılmaz. Kahveden barabar eyyi gider.

Bizim avrat ta parçalano kennere yimek yerişdiricim diye. İlle şişperek yapıcımış. Kele nolo ki bunca? Böreğini yap, kulak aşını yap. Bişir kennere bir mahulta, içsinler doya doka. Fiyakası eksik kalıcı ellağlem. Allah yalanı semmez, şişpereği de çok severim amma ha! Rahmatlık anası gözel yapardı şişpereği. “Şişperek, her kaşşıkta beş gerek” der, nanca küççük yapardı kenneri? Mennüş te kuşluk vahtı kağık kıymasını hazırlayık, bes bahtenisini doğramayıktı. Bir parça soğna çıkım da kene bir bendek bahtenis alım. Şindi de oturuk hammırı aço. Elinden gözel yimek bişirmek gelmez amma şindi sölesem hıcıl olur diyezesine.

- Kele Mennüş, oklağıyı una bele hatte hammıra yapışmasın.

Diyezesinin kızından gelini de ele oturuk, mank kimi bakolar. Heyirsiz hartlab ağaçları. Bak kağıp yardım edolar mı kene? Halbise sıçanın südüğü denize feyda.

Avrat amtisi kimi evde oturacağıma, çıktım dışarlığa. Yağmır yağık, zokaklar yakenik. Halbise bayaktan baktım yağmır mağmır yoktu. Ne vahıt yağık bilmiyom. Zokağın daşları yaldır yaldır pallıyo. Bu daş zokaklar yüzlerce seneden beri Anteke’nin gözellliği… Bu zokaklardan ne Romalı askerler geçik, ne Osmanlı zevatı? Daşların dilleri ola da konuşalar. İşalla günün birinde bir akilli belediye reisi çıkıp ta bu daşları söküp, üslerine baton dökmez!

Tarıktan karşıya hoplarkan ayağım bir zıyptı, şarp ettiri suya bastım. Corabım toppuğuma ğader yaşardı. Meğersem konduranın dabanı delinikmiş. Eskici Bum Hoca’ya gidim de pençe daktırım kene. Konduranın dabanı gön olunca çok çabık delino. Halbise lestik olsa ömürlük geyerim keni. Lestik geyince de birşiyi elledimin ceyran çarpo kimi olo.

Cum’e Bazarı’ndan Terziler Çarşısı’na endim. Terzi düğenleri sağlı sollu. Nikola usta, İskender usta, Simon, Circos, Antuan… Nikola usta kalip kimi elbise diker, Circos ta şalvar; Adana biçimi ayrı, Beyrut biçimi ayrı. Antuan usta da gözel picama diker Allah üçün. Parlar pasacında da gömlekçi Fuat usta.

Mekineci Şahab’ın düğeninin öğünden geçerken sıralanık mekineleri görünce aklime geldi. Avrat ne vahıttan beri kollu dikiş mekinesi istiyodu. Geçim bakım dedim. Ehven fiyatlı bulursam üç aylığımı aldığım bille avrada bir mekine alım. Şahab ustaya sordum hangı marka eyyi diye; ya Singer ya da Zetina al dedi.

Aşşakta bir harala bir gürültü. Bre nolo yoho diyecene baktım eskici Bum Hoca’dan konduracı Esmat gine çekişolar. Ele bir taşkala yapolar ki bellersin nerdese pıçak pıçağa giriciler birbillerine. Bir çarşı toplanık başlarına tamaşa edo. O ona çiriş tenekesini fırcıdo, öteki kene gön tabakasını. Durmadan birbillerini kıyyıklıyolar. Amma ben bilom. Kozlu halvacı hıra Mahamet Ali az muzur değil. Akrüt, bunları birbirine düşüro, kendi de karşıdan bunlara teneke çalo, kıs kıs gülo. Yoğ anam yok. Bitmez bunların çekişmesi. Bunlar ıhtiyarladıkça hırifliyolar diyene ğader arkadan kaffama bir darba yidiğim bille, evvel bevvel gözüm karaktı. Ondan soğna ben beni ğaybedik, o çak bayılığım. Bürkeden su getirik saplak saplak deppemden aşşağı dökükler, kolenye kokladıklar anca ben bene geliğim. Bum Hoca’nın fırcıttığı potin ensemin kütüğüne şiklenik meğersem. Akisliği göromun? Ben bayılığım kavğa bitik. Oyun düğün benim başımamış.

Kağdım, seldir süldür yolu elime aldım. İpokrat ezahanasında ezacı Ehsan kaffama elaç sürmese evin yolunu zor bulurdum.

Kendinize mıkiyet olun. Heydi döeler.

HATAY KÜLTÜR VE KEŞİF DERGİSİ, NİSAN 2014

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Boşluğu Rakamla Doldurunuz *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>